Ayşe Özyılmazel’in bundan yedi sene önce 2011 senesinde Sabah Gazetesi’nde yazdığı ve Google’da sürekli karşıma çıkan bu çalakalem yazısına atıfta bulunmanın vakti geldi de geçiyor.

2011 senesinde kendi büyüttüğü korkuları ile boğuşarak yağmurlu bir gece yarısı yetişme telaşı içinde gittiği Zekeriyaköy ile benim Zekeriyaköy’üm aynı değil.
Neden bu kadar memnuniyetsizken yine de arkadaşlarını hafta sonu oraya götürme gereği hissediyor? Çünkü Zekeriyaköy vazgeçilmez, çünkü şehirden Zekeriyaköy’e geçince boyut atlıyor insan. Çünkü betondan ormana, egzoz gazından oksijene…

Hapsolduğunuz, adına ev dediğiniz akvaryum gibi apartman dairelerinizde
selamlaşmadığınız komşularınızla aranızda sadece 10-15 santim duvarla ayrılan iç içe yaşadığınız hayatlardan, Zekeriyaköy’de gerçek yaşama geçiyorsunuz. İçinde yabancı sesi olmayan evinizin her odasından muhteşem doğaya, huzura ve sağlığa seyahat ediyorsunuz.

Evet, şehre mesafe 15-20 dakika.
Zekeriyaköy’ü Zekeriyaköy yapan da işte bu 15-20 dakika.

Baltalı katilleri yoktur ıssızlığından şikayet ettiğiniz bu asırlık ağaçların arasındaki yolların…
Aslında şehirde ensenizde gezen baltasız katillerin haberleridir gazetelerde boy boy…
Siz şehirlerde bilinç altında yaşadığınız korkularınızla yüzleşmişsiniz Zekeriyaköy’ün fırtınalı bir gecesinde…

“Adı üstünde, doğal olan yer insanoğlu tarafından henüz katledilmemiş yerdir”

Adı üstünde, doğal olan yer insanoğlu tarafından henüz katledilmemiş yerdir. Hazır katledilmemişken keyfini çıkaran bizler, şanslı azınlığız ve bıkmadan sizleri davet edeceğiz. Çünkü burada unuttuğumuz değerlerimizi hatırlıyoruz
akşam işten eve dönerken… Yoğun ve stresli günün yorgunluğunu o beğenmediğiniz ağaçlı yollarda bırakarak gidiyorum evime… Beni takip etse etse ağaçların gölgeleri takip ediyor, hele bir de radyomdaki müziğime kuşlar eşlik ediyorsa değmeyin keyfime…
Evime ulaştığımda anahtarı çevirirken yorgun bir tebessüm oturuyor dudaklarıma…

“Zekeriyaköy sevenlerini incitir miyim, yazdıklarımın ne kadar doğruluk payı var?” diye düşünmeden çalakalem yazanlar buradaki değerleri tercih etmeyenlerdir. Elbette ki saygımız var, zevkler, tercihler tartışılmaz. Ama bizim de değerlerimize saygı göstermenizi, Zekeriyaköy’ümüzü anlatan güzel sözlerimizi alay konusu yapmamanızı isteme hakkımız var.
Sizce neden tüm filmler, videolar, klipler, diziler, reklamlar burada çekiliyor? Sizin çıkarımınızla “yaşlandırdığı” için olmasa gerek…

Çalakalem yazınızda bahsettiğiniz yollardaki ışıkların yetersizliğine, yok efendim homini gırtlak restorantlarına hiç değinmiyorum bile…
Güzel Zekeriyaköyümüz bir gecelik misafirlik ile karalanmaz,
yaşanır, hem de doyasıya yaşanır..

Size tavsiyem, “Şakır şakır yağmur, uuuuu rüzgar, fırtına” dediğiniz hava koşullarında sakın araba kullanmayın.
Sorun Zekeriyaköy’ün yolları değil…

Hülya Akdere